Oldukça uzun bir zamandan sonra herkese merhaba 🙂

Nasılsınız iyi misiniz? Umarım hepiniz çoook iyisinizdir. Beni soracak olursanız ben çook iyiyim. Neredeydin sen ne yapıyordun bunca zamandır diyenleriniz var biliyorum, tam da neredeydim, ne yapıyordum bunu anlatmak için döndüm.. Çaylar kahveler hazır mı başlıyorum bak?

Buraya yazmadığım süre içinde bir insanın hayatı ne kadar değişebilir ise işte benimki de o kadar değişti. Çok değişti dostlar hem de çookk 🙂

Neler mi yaptım?

Tezimi yazdım yükseğimi bitirdim, aşık oldum evlendim, çok çalıştım terfimi aldım. Başım kah mutluluktan döndü kah yorgunluktan. Çok mutlu oldum çok mutsuz oldum. Çok pes ettim, çok çabaladım. Kocamın atletlerini sakız gibi bembeyaz yapmak için karbonatlı sirkeli kürler yaptım. Akşama en kolay ne pişer diye fellik fellik sayfalar gezdim. Bir türlü bitmeyen çamaşır, bitmeyen ofis işi.. İyi bir eş miyim, iyi bir ekip yöneticisi miyim? Kocam beni daha çok nasıl sever, ekibim benden memnun mu? Ay yok ben yapamıyorum, aa yoo valla da çok iyi yapıyorum.. Annemi özledim dayanamıyorum… Falanlar filanlar derken bir de oturup blog yazacak halim yoktu tabii:) Hele tüyü bir türlü geçmeyen halılarımdan hiç bahsetmiyorum bile…

Ama gel gör ki; hala sayfamın ziyaret alması, hala birilerinin geçen yazını okudum çok güzeldi demesi falan derken, bu gece de keyfim acayip yerindeyken, canım kocam da erken uyumuşken, aldım kahvemi yaktım mumu açtım müziği, hadi yazayım dedim.

Bu ara sık sık duyduğum ” Hani Alaska’yı  yürüyerek geçiyordun ne oldu o iş?” geyiklerini içinizden birilerinin tam da şu an yaptığını duyar gibiyim. Hemen söylim; Alaska yalan oldu gençler. O iş şu an yaş 🙂 Televizyon taksiti biterse onu da alacaz inşallah 😀 Bir de şu sıralar kapitalizm falan da pek umurumda degil 😀

Bu yazıyı yazmadan önce eski yazdıklarımı okudum. Kendi kendimi bir sevdim bir övdüm bir gurur duydum. Bundan önceki yazılarda da hep demişimki; iyi insan olun, iyi kalpli olun, iyi düşünün, sevgi dolu olun, siz böyle oldukça aman şöyle mutlu olursunuz aman böyle güzel olursunuz… Aradan geçen onca zamandan sonra tekrar tekrar deneyimleyerek söylüyorum ki hakikaten boş konuşmamışım…

Ha tabii beni arkadaş olarak, evlat olarak, eş olarak, gelin olarak ve yöneticisi olarak tanıyan bir sürü insan var. Bu insanların hepsi tek tek iyi kalpli sevgi dolu bir insan olduğumu mu düşünür tam tersini mi bilemem ama öyle düşünmeleri için en azından ben elimden geleni yaptım. E hep mükemmel mi yaşadım. Tabii ki hayır! Bakın yukarıda saydım; mutsuz oldum, pes ettim, yetişemedim, dayanamadım… Zorluk çekmedim mi çektim her gün güllük gülistanlık olmadı.

Ama şu an kendi yuvamda mışıl mışıl uyuyan bir adama bakıp içim huzur doluyorsa, karnımda kıpır kıpır bir mucize çok yakında geleceğinin müjdesini veriyorsa; ben dünyanın  en mutlu insanıyım dememem büyük nankörlük olur.

Yepyeni bir hayat taşıyorum içimde ve o bugün bir kere daha bana iyi düşünmenin, iyi olmanın karşılığını, bir kolu minnacık kafasında diğer kolu minik poposunda uyuduğunu göstererek verdi.

Azıcık itimat edin sözlerime; iyi olun.. Çooook iyi olun…

Ha bu arada karbonat sirke kürü işe yaramıyor benden söylemesi 🙂

Reklamlar