Senin suçun yok biliyorum sana kalsa hic gitmezdin yanımdan.. Sabahlari gelir iki tıklatırdın kapiya ardindan papatyalari eşiğe koyar gizlenirdin hemen, şayet cebindeki son kuruşu da almamış olsaydi alçak kapitalizm! İki başımıza on yumurta haslardin sonra bana tek tek soydururdun.. Oysa günahım kadar sevmem yumurta soymayida sen ayila bayila yiyorsun diye ses etmez soyardim, bu kapitalistler yumurta paramızı ic etmeselerdi tabii. Gündüzden telefon eder “aksam masayi kur” der, ben daha tabaklari masaya koymadan gelirdin elinde bi raki sisesiyle.. Bi kadeh ictin mi güzel, iki kadeh ictin mi bülbül olurdun. Kuracak bir masamiz olsaydi eğer.. 

Yalandan iki naz yapıp karşı kanepeye otursam gelir omzuna atar döndüre döndüre oturturdun kendi kanepene, kahkahalarıma karışırdı dudak ucuyla gülümsemen.. O gülüşlerinin sesi benim kahkahalarımdan daha baskin olurdu da duyan olmazdi benden başka, içindeki aşkı öldürmemis olsaydi şayet bu sevimsizler. Onlar aşkları öldüremeyi çok severler..

Evi silip süpüren o heryere dağılan eşyalarını toplayan bir de üstüne sana yemek pisiren deli ben olayım isterdin biliyorum, aç gözlü kapitalistler sana bir ev verseydi şayet.. 

Bilirdin güne bakanlari sevdigimi, alir kaçırırdın ay cicek tarlalarina beni, koca kizi çocuk gibi mutlu etmenin hakli gururunu yaşardın içten .. Parmaktaki bir çift halkanın esiri yapmazdin bizi, dünyayı dört nala koşardın elimden tutup; zincirlerini çözmüs olsalardi, sana da insan olma hakki tanisalardi eğer..

Senin sucun yok biliyorum, sana kalsa hic gitmezdin buralardan.. Arayip sormamazlik etmezdin beni, fatura borcunu odeyecek üstüne birde hayatta kalacak paran olsaydi. 

Sen canını sıkma sevgilim sana küsmüyorum. Çok Karl Marx okudum ben, o da söylüyor hep; tüm suç bu kahrolasi kapitalizmin diye.. Sana da inaniyorum ben o’na da..