Etiketler

, , ,

Mütemadiyen her kötü olayın anlatımının sonunda duyduğumuz klişelerin babası, olmazsa olmaz, söylenmezse yaşanan acı olay gerekli dersi vermez. Neyden mi bahsediyorum tabii ki “ölüm kaşla göz arasında” lafından. 

Bugünler de hem çevremden hem de bizzat kendi ağzımdan o kadar çok duyuyorum ki bu lafı, kendi kendime bu kaşla göz arası ne gıcık bir şey arkadaş nerede hastalık ölüm varsa buraya toplanmış diye düşünüp kurup durdum. Çok şükür ölüm falan değil bunu söyleten. Çok yakın iki arkadaşımın eşleri trajikomik şekilde peş peşe düşüp biri ayağını biri kolunu kırdı falan.. Geçenler de evlilik hazırlığı yapan gencecik kızın başına pencere düştü beyin kanaması geçirdi.. Bunlar hep kaşla göz arası’na örnek maalesef. Şu an ben bu yazıyı yazıp paylaş butonuna basana kadar bile ülkenin bir yerlerin de bomba patlayabilir, yangın çıkabilir bir sürü kişi hayatını kaybedebilir.Tabii Allah korusun ama işte bunların hepsinin suçlusu ve sorumlusu bu kaşla göz arası denen yer.

Peki bu kaş göz arası denen yerde hep kötü ve acı şeyler mi var? Bence hayır. Bir düşünelim mesela hayatta size çok güzel gelen, mutluluk ve haz veren şeyler hep uzun saatler günler aylar isteyen şeyler mi? Benim hiçte öyle değil, mesela kırmızı pancar turşusunun kapağı kaşla göz arasında açılıyo, fırında kek kaşla göz arasında kabarıyo ve kahve  ve daha bir sürü şey…

Bir yerde keyifsizce otururken kaşla göz arasında birini ayartıp hayatınızın aşkını bulabilirsiniz, hiç hesapta yokken o aklınızdaki kişi bir mesaj atabilir. Kaşla göz arasında hayatınızın teklifini alabilir, terfi edebilir, milyoner olabilirsiniz. Hiç of pof demeyin bunlar da oluyor kaşla göz arasında.

yoga

Aşırı kaderci biri olduğumu ve kadere çok inandığımı beni tanıyan herkes bilir ancak aksini ispat edemeyeceğimiz çekim yasası denen de bir şey var. Başımıza gelen her acıyı çektiğimiz konusun da bir şey diyemem ama eminim bir çok olumsuz tecrübeyi kendimiz çekiyoruz. Bugünler de büyük zevkle okuduğum kitabın adını görür görmez gel sen bakim dediğim Prof. Dr. Ertuğrul Köroğlu’nun “Hiç Kendimi Üzemem” adlı kitabında da aynı şeyden tekrar tekrar bahsediyor. Bir işe/ilişkiye başlarken “ay bu iş olmayacak” diyorsanız o iş olmuyor buna inanalım bir kere.

halay

 Sonra döndüm ve kendi kendime dedim ki; ” ben seviyorum ya kaşla göz aramı. Benim kaşla göz arası cümbüş, rengarenk, huzur sağlık mutluluk başarı el ele tutuşmuş halay çekiyor  değmeyin keyiflerine. Umarım yukarıdaki abiler gibi  değillerdir. Gerçek olmaları için tek yapmam gereken gözümü bi kapatıp açmam. Ve bunları yazan ben her evden çıktığında başına meteor düşecekmiş gibi korkan, rögar kapaklarına içine düşerim diye korkup basamayan, metro da havasızlıktan ve kalabalıktan panik atak geçirdiğini sanan (sanan diyorum çünkü öyle bir hastalığım yok uyduruyorum ve inanıyorum) bir paranoyak ve patronu her an hadi dükkanı kapatın bitti bu iş diyebilecek bir çalışan olarak yazıyorum 🙂 He tabii ki yazı olsun diye değil gerçekten içimden gelerek inanarak  söylüyorum bu yüzden lütfen bu yazıya itimat ediniz.

Ve sana soruyorum; “Senin kaşla göz aranda ne var?” 

Dur! Hemen cevap verme. Önce aşağıdaki şarkıya tıkla içinin kıpır kıpır olmasına izin ver ve düşün.. 

Ben inanıyorum ki kaşla göz arasında çok büyük bir mutluluk yaşayacaksın ve bu yazıya dönüp tekrar okuyup bu şarkıyı tekrar dinleyeceksin.

Teşekkür çiçeklerin için adres isteyebilirsin 🙂

Hadi o zaman all together now!