Etiketler

, , , ,

İlkler Unutulmaz..

Bu benim ilk yazım. İlk olduğundan mı blog ücretinin şokundan mı bilemiyorum ama evet bu yazıyı hiç unutmayacağım. Çoğu zaman başımıza ne geliyorsa iyi yada kötü; can sıkıntısı,yeni bir heyecan keşfetme isteği,hayaller, ve hayallerin peşinden koşma döngüsünden gelmiyor mu?

Gerçi bazen kendimizi oturduğumuz yerde kendiliğinden gelişen olayların içinde de bulabiliyoruz.Aslında ikincisini pek tercih etmem o ne öyle armut piş ağzıma düş. Öyle hayat mı geçer? Bence geçmez arkadaş. Bu hayat sana otur olayların kendiliğinden olmasını gelişmesini ve bitişini sessizce seyret diye verilmedi. Bizzat oyunu kendin yaz, kendin oyna ve kendin yönet diye verildi. Bide böyle düşün? Hiç olmadı son zamanlar da Türkiye’nin en çok konuşlan ismi Aleyna Tilki’yi örnek alın. O yaşta klibini kendisi yazmış oynamış ve göğsünü gere gere anlatıyor bunu.(sosyal mesaj verdi güya)

 Beni tanıyanlar hep ‘sen kitap yazsana becerirsin’ dediler ki bu benim kurmaktan en çok keyif aldığım hayalimdi ve ben bunun sadece bir hayal olduğuna bilinçaltımı öyle bir inandırmıştım ki bu anlamda bir adım atmaya hiç niyetim yoktu. Kendi kendime yazdığım kısa hikayeler dışında. Şimdi ne mi oldu? Hayır kitap yazmadım. Henüz yazmadım. Ama artık yazabileceğime bilinçaltımı inandırmaya karar verdim.. Bir ucundan başlayayım dedim. Önemli olan ilk adım değil midir zaten.

Bugüne kadar hep ne dediler bize ‘sen bir adım atta gerisi kader kısmet.’

İlk adımıma şahit olan herkese teşekkürü bir borç bilirim. Peki sen aklında ki için ne zaman adım atmayı düşünüyorsun? Yok ben oturacağım arkadaşım o bana kendisi mi gelecek diyorsun yoksa? Bu da son zamanlarda oldukça popüler benimde çok hoşlandığım alternatif bir yol aslında. Nasıl mı? Oturduğumuz yerden yapacağımız meditasyonlar ve olumlamalar sayesinde istediğimiz şeyin gerçek olduğuna bilinçaltımızı inandırabiliyoruz ve bu sayede evren ne istediğimizi duyup onu bize veriyor. Bir diğer anlamda bilinçaltımızı kandırabiliyoruz.

Bilinçaltımızın ne söylersek ona inandığını biliyor muydunuz? Örneğin bir hata yaptığınızda içinizden ‘aptalın tekiyim ben’ dediğinizde bilinçaltınız buna inanıyor ve bunun kötü sonuçlarını ummadığınız zamanlarda size hiç fark ettirmeden yaşatıyor. O zaman neden hata yaptığımız zamanlarda kendimize ‘sakin ol şimdi doğrusunu yapabilirsin’ demiyoruz? Hadi kandıralım şu bilinçaltı denen düşmanı! Düşman diyorum çünkü kendisi genellikle deneyimlediğimiz üzücü ve can sıkıcı olayları besler ve bu nedenle bir şekilde her işimizin önüne taş atar. Tabi ki her şey bir sözle hemen mükemmel olmayacak. Bu zamana kadar kendinize işe yaramaz, beceriksiz,çirkin dediyseniz bir an da çok zekiyim çok güzelim ben dediğinizde bilinçaltınız bir sersemleyecektir. Buna inandırmak için sık sık düzenli tekrar yapmanız gerekecek. Yani sık sık kendinize başarılı ve güzel bir insan olduğunuzu söylemeniz lazım. Dünyanın en keyifli işi olmaz mıydı bu bir düşün derim.

Demem o ki siz bir adım atın. Bütün güzel şeyler bir adımla başlar. Hayatınızın aşkı hayatınızın işi size bir adımla gelir. İçinizde ben o adımı attım alımımı da aldım diyenler eminim vardır. Onların önünde en azından denedikleri için saygıyla eğilip kendilerine Paul Arden’den bir mesaj iletiyorum; Yenildin mi? Bir daha yenil tekrar yenil daha iyi yenil! 

İlle oturduğum yerden kalkmayacağım diyorsanız oturun gözlerinizi kapatın ve bilinçaltınıza sevgi işleyin ona güzel şeyler söyleyin. Kendinizi sevdiğinize, sevgiye layık olduğunuza onu inandırın. Sonra gözleriniz kapalı hayalinizi yaşayın. Kim bilir belki gözlerinizi açtığınızda kendinizi hayalinizi yaşarken bulursunuz.

Umarım bulursunuz.